Sylvia (2003)

Tutkuyla yaşamış ve yaşadıklarını yazmış bir kadın… Sylvia Plath. Film onun kendi gibi şair olan Ted Hughes ile tanışmasından intihar ettiği son ana kadar duygu durumunu gözler önüne seriyor.
Tüm duyguları uçlarda yaşamayı seven bir kadın Sylvia… Kelimeler duygularından dökülüyor hayatına. Yazmak için mi yaşıyor, yaşamak için mi yazıyor? Yazdıklarını yaşayamadığı her seferinde ölümü denediğine göre yazmak onun hayatı… İntihar etmek de yaşamının bir parçası haline gelmiş. Her an kırılacak bir biblo gibi Sylvia… Asıl zararı çevresi mi ona, o mu kendine veriyor… O da bambaşka bir soru…
Gweneth Paltrow, Sylvia rolünde harikalar yaratmış. Sylvia’nın binbir yüzünü ve ruhunu onun mükemmel oyunculuğu ile özümseyip, film boyunca Sylvia’nın hayatının bir parçası olmuş gibi hissediyorsunuz. Ted Hughes’u oynayan Daniel Craig de çok iyi bir seçim olmuş bu karakter için… Sonunu bildiğiniz biyografi tarzında bir filmde olsa, insan ister istemez bir sürpriz beklemeye devam ediyor. Buradan sonrasını Sylvia Plath’in hayatını bilmeyenler okumasın!
Çünkü ne o aşk bitsin istiyorsunuz, ne şiirler sussun, ne de Sylvia intihar etsin...

Film bittikten sonra biraz araştırma yapınca Sylvia’nın bir gün kendini mutlaka öldüreceğini anlıyorsunuz. Duyguları bedenine fazla geliyor. Yani filmin sonunun değişme ihtimali sıfır! Film bittikten sonra devam eden hayat ise daha ilginç…

Sylvia intihar etmek için mutfağa gidip ocağın gazını açmadan evvel çocukların odasının kapısının altını havlularla kapatıyor onlara zarar gelmesin diye. Hatta yemeklerini de odalarına bırakıyor. Onun ölümünden sonra Ted Hughes, Sylvia’yı aldattığı hamile Assia Wevill ile birlikte yaşamaya başlıyor. Ve Assia Wevill, Ted Hughes’un hayatında Sylvia’nın hayaletinin gölgesinde yaşamayı hazmedemiyor. Assia, 4 yaşındaki kızıyla beraber öldürüyor kendini… Ted Hughes ise 68 yaşında kalp krizinden ölüyor.  

Duygu yoğunluğu tavan yapan bir filme ihtiyacınız varsa ve hala izlemediyseniz, kaçırmayın!
Yükleniyor...